İMAR KİRLİLİĞİNE NEDEN OLMA SUÇU’NDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ ?


Kocaeli iline bağlı Kandıra ilçesi, doğal güzellikleri, tarım ve hayvancılık faaliyetleriyle öne çıkan önemli yerleşim alanlarından biridir. Aynı zamanda, Kocaeli’nin Kandıra ilçesi, özellikle son yıllarda İstanbul’dan kaçanların yoğun göç rotalarından da biri haline gelmiştir. Özellikle yaşanan pandemi, beraberinde artan deprem korkusu (beklenen muhtemel İstanbul depremi), doğayla iç içe yaşama arzusu, İstanbul’da yaşayanların Kandıra’ya olan ilgisini arttırmıştır. Bu nedenle Kandıra, özellikle kırsal alanlarda kontrolsüz yapılaşma veya göç baskısıyla karşı karşıyadır. Kandıra, geçmişteki kesintiler nedeniyle göç veren bir ilçeyken, Gıda OSB ve Turizm projeleri gibi kalkınma hamleleriyle göç alınması hedeflenmiş, ancak bu büyüme plansız yerleşime neden olmuş, tarım arazilerinin imara açılması konusunda baskı yaratmıştır. Kandıra’da son dönemde, özellikle tarım arazileri ve su havzalarında ruhsatsız, kaçak konteyner ve niteliksiz yapı (bungalov, bağ evi) taleplerinde ciddi artışlar gözlenmektedir. Hal böyle olunca Kocaeli ve Kandıra Belediyesi ile ilgili kurumların sıkı denetimleri her geçen gün artmaktadır. Yaşanan tüm bu gelişmeler, birçok hukuki ve cezai uyuşmazlığı da beraberinde getirmektedir. Bu yazımızda imara aykırı yapılardan kaynaklı tesis edilen idari işlemlerin dışında ceza hukuku kapsamında cezai sorumluluğuna (Asliye Ceza Mahkemeleri’nde açılan davalar) değinilecektir.

İmar kirliliği suçu, 5237 sayılı TCK’nın 184. maddesinde “Çevreye Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu nedenle, bu suç tipi ile korunan hukuki değer, çevredir. İmar kirliliği, topluma karşı işlenen bir suç olarak kabul edildiğinden suçun mağduru toplumdur. Suç, genel kastla işlenebilmektedir.


TCK’nın “İmar kirliliğine neden olma” başlıklı 184. maddesinde;

“1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.

5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.

6) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.” şeklinde düzenlenmiştir.


Bu yazımızda kanun maddesi kapsamında en sık sorulan sorulardan bir kısmını cevaplayacağız.

Yapı Kayıt Belgesi ne işe yarar ?

Yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlar.

Yapı Kayıt Belgesi, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirir mi ?

Kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmadıysa getirmez.

Yapı kayıt belgesi ceza davasını nasıl etkiler ?

7143 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16 ncı maddesi uyarınca yapı kayıt belgesi alınması karşısında, sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesi kararı verilmektedir.

Yapı kayıt belgesi alındıktan sonra yapı kayıt belgesinin suça konu aykırılığın tamamını kapsayıp kapsamadığı araştırılmalıdır.

İmara aykırı yapının idari anlamda nerede olduğu önemli mi ?

Evet, imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için taşınmazın belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi olması gerekmektedir. Belediye sınırları veya özel imar rejimine tabi yerler dışında bulunan binalar, anılan düzenlemenin kapsamına girmemektedir.

Mücavir alanda suç oluşur mu ?

suça konu yerin “imar planı dışında” olduğunun belirtilmesi karşısında, mücavir alanda suç oluşmaz

Hangi tarihten sonra ruhsata aykırı değişiklikler cezalandırılır ?

TCK’nın 344. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca imar kirliliğine neden olma suçunun, Kanun’un yayımlandığı 12.10.2004 tarihinde yürürlüğe girmesi ve 765 sayılı TCK’da bu suça yer verilmemesi nedeniyle hükmün yürürlüğe girdiği 12.10.2004 tarihinden önce bitirilmiş binalarla ilgili TCK’nın 184. maddesi uygulama alanı bulamayacaktır. Bu nedenle anılan suçun oluşabilmesi için sonradan ruhsata aykırı olarak yapılan değişikliklerin 12.10.2004 tarihinden sonra gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir.

Maddede belirtilen “bina” kavramından ne anlaşılması gerekir ?

Maddede buna ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olup, bu kavram İmar Kanunu’nun 5. maddesine göre belirlenmektedir. YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas : 2018/18-466 Karar : 2021/364 Karar Tarihi :07.09.2021 tarihli kararı bu hususta açıklayıcıdır;

Anılan düzenlemede bina, “Kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar” şeklinde tanımlanmıştır. 
TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasında yalnızca binadan söz edilmiş olup “yapı” kavramına yer verilmemiştir. Bu nedenle, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yapılan bahçe, istinat duvarı, yüzme havuzu, iskele, köprü, tünel, rıhtım, yol ve benzeri yapılar suç kapsamına dâhil değildir (Abdulbaki Giyik, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, TBB Dergisi, Yıl: 2018, S. 134, s. 77).
Öğretide, ruhsata uygun olarak yapılan binada ruhsat alınmaksızın sonradan değişiklik yapılmasının TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrası kapsamında olmadığını ileri süren yazarlar (Mine Arısoy, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, Terazi Aylık Hukuk Dergisi, 2007, S. 13, s. 90; İbrahim …, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, CHD, 2009, S. 10, s. 94) bulunmakla birlikte, böyle bir durumda suçun oluşup oluşmadığı, binada sonradan yapılan değişikliklerin niteliğine göre belirlenmelidir.
Mevcut bir bina üzerinde ve binanın kapsamı dâhilinde olmak koşuluyla, İmar Kanunu’nun 21. maddesinin 3. fıkrası uyarınca “Derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar” ruhsata tabi olmadığından, yapılan değişikliğin bu kapsamda kalması hâlinde suç oluşmayacaktır.
Ancak, yasal düzenlemede sayılan hususlar dışında yapılan değişikliklerin mutlaka imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturacağı sonucuna ulaşılmamalıdır. İmar Kanunu’nun 21. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sınırlamalar dışında kalan değişiklikler bakımından imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için; 
Söz konusu değişikliklerin ya İmar Kanunu’nun 5. maddesi anlamında bina olarak nitelendirilmesi ya da yapılan esaslı tadilatların binanın taşıyıcı unsurunu etkilemesi gerekmektedir.
Yapılan değişiklikler bina olarak nitelendirilemiyorsa, İmar Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılması nedeniyle aynı Kanun’un 42. maddesinde belirtilen idari yaptırımların uygulanmasıyla yetinilmelidir (Giyik, s. 78-79). Buna karşın, yapılan değişikliklerin İmar Kanunu’nun 5. maddesi anlamında bina vasfını taşıması durumunda TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasındaki imar kirliliğine neden olma suçu oluşacaktır.
Yapılan değişikliklerin bina olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinde başvurulan ölçütlerden birisi, bunların “esaslı tadilat” kapsamında kalıp kalmadığıdır. Esaslı tadilat, 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği’nin 16. maddesinde “Yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler” şeklinde tanımlanmış ve esaslı tadilatın ruhsata tabi olduğu ifade edilmiştir.
Yargıtay uygulamalarına göre de sonradan ruhsata aykırı olarak yapılan değişikliklerin bina niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesinde binanın taşıyıcı unsurunu etkileyip etkilemediği veya alan kazanma niteliğinde olup olmadığı hususları dikkate alınmaktadır. Yine İmar Kanunu’nun 5. maddesine uygun kapalı alanda kullanılan malzemenin kalıcı olup olmadığı ve değişikliğin sabit şekilde yapılıp yapılmadığı da Yargıtay Özel Ceza Dairelerince değişikliklerin bina vasfında olup olmadığının değerlendirilmesinde kullanılan ölçütlerdendir.”
Beton bina gibi Ahşap bina yapmak da suç sayılabilir mi?

Binanın mutlaka betonarme olması gerekmeyip ahşap binalar da TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrası kapsamındadır.

Tadilat ile balkonu mutfağa eklemek, imar kirliliğine neden olma suçu oluşturur mu ?

Oluşturmaz.

Balkonu cambolkan yaparak kapatmak şeklindeki tadilat imar kirliliğine neden olma suçu oluşturur mu?

Hayır, oluşturmaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi-2014/27996 Karar sayılı ilamı bu hususta emsal içtihat niteliğindedir.

Bu suçta etkin pişmanlık olabilir mi ?

Belediye, imar mevzuatına aykırı yapıları yıkar. Yıkım sırasında fail iş birliği yaparsa, etkin pişmanlık hükümlerinin  uygulanması mümkün hale gelebilir.

İmar Kirliliği’nde HAGB verilebilir mi ?

Mahkemeler tarafından hükmedildiğinde, toplumda 5 yıl denetim olarak bilinen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) imar kirliliği suçunda verilemez.  TCK md. 184/5, imar kirliliği suçluları için özel bir etkin pişmanlık hali öngörür.  Bu nedenle, ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapan veya yaptıran ve binayı imar planına uygun hale getirenler HAGB’den yararlanamaz. 184/5 gereğince düşürme kararı verilir.

Aynı yapıdan kaynaklı hem ilgili Belediye tarafından para cezası hem de Mahkeme tarafından aleyhinize karar verilebilir mi ? Eğer verilirse haklarınız nelerdir ?

İmar mevzuatına aykırılık nedeniyle idarelerce uygulanan para cezaları, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinde düzenlenmiştir.  Bu maddenin 7. fıkrasına göre, aynı fiil nedeniyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesine göre mahkûm olanlara, tahsil edilen para cezaları faizsiz iade edilecektir.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42.maddesinin 7. fıkrasının gerekçesi: “…Yedinci fıkra ile, para cezalarının, Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göre imar kirliliğine neden olmak suçundan hüküm giyenlere faizsiz olarak iade edilmesi sağlanarak hapis cezası ve idari para cezasının birlikte verilmemesi amaçlanmıştır…” şeklindedir.

İmar mevzuatına aykırı yapı yapanlara verilen idari para cezaları, aynı eylemden dolayı TCK 184. madde uyarınca cezalandırılırsa, idarelerce faizsiz iade edilmesini gerektirir. Bu, aynı eylemden dolayı birden fazla yargılanmama ve cezalandırılmama ilkesinin gereğidir.

Yani İmar mevzuatına aykırı yapı yapan kişiye idarelerce kesilen para cezası, aynı eylemden dolayı ceza mahkemesinde imar kirliliğine neden olma suçundan mahkûm olursa, idarece kesilen para cezası ödenmişse faizsiz iade edilir. Ödenmemişse, idari karar ortadan kaldırılır. İdarelerin takdir hakkı yoktur, çünkü yasa buyurucudur.

İmar para cezası iadesi için, aynı fiilden dolayı imar kirliliği suçundan mahkûm olmanız (hapis veya para cezası), mahkûmiyet kararının kesinleşmesi ve ilgili idareye başvuru gerekir. Ödenen para cezası için iade, ödenmemiş para cezası için kaldırma talebinde bulunulabilir. Ödenen imar para cezaları, 3194 sayılı kanunun 42/7. maddesi gereği ancak faizsiz iade edilebilir. Bu durum hukuka aykırı sonuçlar doğursa da yasal düzenleme faizsiz iade şeklindedir.

İmar para cezası iadesi için ilgili idarelere yapılan başvurular genellikle reddedilmektedir.  2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.10’a göre, başvurunuz 30 gün içinde cevaplanmazsa veya reddedilirse, idare mahkemelerinde dava açılması yolu mevcuttur.  Davanın lehe sonuçlanması ile idarenin kararı iptal edilir ve paranın yargı kararıyla iadesinin gerektiği sonucu ortaya çıkar.

İmar mevzuatına aykırı yapı yapanlar, hem imar kirliliği suçundan mahkûm olabilir hem de para cezasıyla karşılaşabilir.  Ceza kesinleşince, ilgili idareye başvurarak ödedikleri imar para cezasının faizsiz iadesini veya ödememişlerse idari para cezasının kaldırılmasını talep edebilirler. İdarenin takdir hakkı yoktur; ödeme varsa iade etmeli, ödeme yoksa para cezasını kaldırmalıdır. Aksi halde, muhataplar idare mahkemesinde dava açarak haklarını elde edebilirler.

 


Tüm bunlarla birlikte bilinmelidir ki mevzuatta meydana gelen değişiklikler doğrultusunda yüksek mahkeme kararları da değişmekte ve güncellenmektedir. Bu kapsamda her somut olay,  suç tarihindeki subjektif koşulları göz önüne alınarak titizlikte incelenmeli ve değerlendirilmelidir. Bu nedenle “imar kirliliğine neden olma suçu”  ile yargılandığınız ceza davalarında hak kaybına uğramamak amacıyla bilhassa Kocaeli’nde İzmit ve Kandıra’da uzman bir ceza avukatı ile süreç yürütülmelidir. Bu süreçte profesyonel destek almak için iletişime geçebilir, https://www.tanersezen.av.tr/online-randevu/ adresinden görüşme için online randevu oluşturabilirsiniz.